Fransa’da 12 Ekim’de Carrefour, Intermarché, Monoprix ve Cooperative U’nun da aralarında bulunduğu büyük market zincirlerine ait 700 mağazayı etkileyen, internet bağlantılı soğutma sistemlerine yönelik siber saldırının yeni dalgasının İsveç, Belçika ve Lüksemburg’a yayıldığı belirtildi. Saldırı nedeniyle Belçika’da Delhaize, İsveç’te ise Ica ve Coop marketlerinin onlarca şubesindeki buzdolabı ve derin dondurucuların sıcaklıkları gece aniden yükselirken, soğuk zincirin bozulması sonucu çok sayıda taze ve dondurulmuş gıda ürünü kullanılamaz hale geldi.
SİBER SALDIRILAR AVRUPA’DA YAYILIYOR
Bazı mağazalar zararları azaltmak için soğutuculu kamyonlar getirirken, bazı işletmelerde ürünlerin tamamı imha edildi. İsveç’te Öland’daki Ica mağazasının yetkilisi Mats Olsson, soğutucuların iç sıcaklığının 55 dereceye kadar çıktığını ve sabah mağazaya geldiğinde her yerin suyla kaplı olduğunu açıklarken, Ica’nın diğer şubeleri de sosyal medya üzerinden gıda kayıplarını duyurdu. Coop yetkilisi Carlos Cancino ise ülke genelindeki altı şubede buzdolabı ve dondurucularla ilgili sorun yaşandığına dair bilgi aldıklarını bildirdi.
33 ÜLKEDEN VATANDAŞLARINA ACİL DURUM UYARISI
ABD ve 17 Avrupa ülkesinin de dahil olduğu toplamda 33 ülke vatandaşlarına 3 ila 7 gün yetecek kadar gıda, nakit para, pil ve el feneri stoklamalarını önerdi.

Avrupa’da marketlerdeki buzdolaplarını hedef alan siber saldırılar, benzer olayların Türkiye’de yaşanma ihtimalini de gündeme getirdi. Siber Güvenlik Uzmanı Osman Demircan, Türkiye’de bu tür saldırıları gerçekleştirebilecek hacker gruplarının bulunabileceğini belirterek siber tehditlere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.
TÜRKİYE’DE BENZER SALDIRILAR YAŞANABİLİR Mİ?
Türkiye’de faaliyet gösteren hacker gruplarının yalnızca basit saldırılarla sınırlı kalmadığını ifade eden Demircan, bazı grupların farklı ülkelerdeki ve ideolojik açıdan benzer görüşlere sahip topluluklarla teknik bilgi paylaşımı yaptığını, ortak çalışmalar yürütebildiğini dile getirdi. Bu nedenle söz konusu saldırıları gerçekleştirebilecek grupların varlığı konusunda kesin bir değerlendirme yapılamayacağını belirten Demircan, her ülkede siber güvenlik açısından tehdit oluşturan siyah şapkalı hackerların bulunduğuna dikkat çekti.
FRANSA’DAKİ SALDIRININ ARKASINDA FARKLI NEDENLER OLABİLİR
Fransa’da yaşanan olayın arkasında ideolojik bir tepkinin bulunabileceğini değerlendiren Demircan, saldırının mevcut gelişmelere karşı bir tepki olarak gerçekleştirilmiş olabileceğini söyledi. Bunun yanı sıra rakiplerin itibar kaybına yol açmak amacıyla da böyle bir girişimde bulunabileceğini belirtti.
Buzdolaplarında yaşanan arızalar nedeniyle gıdaların bozulmasının bir market zincirini tek başına iflasa sürüklemeyeceğini vurgulayan Demircan, saldırının asıl hedefinin işletmelerin itibarını zedelemek olabileceğini ifade etti. Türkiye açısından da benzer risklerin bulunduğunu kaydeden Demircan, özellikle sosyal medyada karşılaşılan manipülasyonlara ve farklı görüşleri aşırı noktalarda savunan grupların yasa dışı faaliyetlere yönelme ihtimaline işaret etti.
İŞLETMELERİN SİBER GÜVENLİK HAZIRLIĞI BÜTÇELERİNE BAĞLI
Türkiye’deki işletmelerin siber saldırılara karşı hazırlık seviyelerinin birbirinden farklı olduğunu belirten Demircan, bu durumun doğrudan siber güvenliğe ayrılan bütçeyle ve istihdam edilen uzmanların niteliğiyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Örnek olarak, bilgi işlem personeline aynı zamanda siber güvenlik sorumluluğu verilmesinin işletmeler açısından risk oluşturduğunu ifade eden Demircan, bilgi işlem biriminden bağımsız bir siber güvenlik departmanına sahip kurumların saldırılar karşısında daha avantajlı olduğunu dile getirdi. Ayrıca yazılım güncellemeleri, güvenlik yamaları ve sistem yönetiminin düzenli biçimde yürütülmesinin önemini vurguladı.
Fransa’daki saldırıda yazılım güncellemesinden kaynaklanan bir güvenlik açığından yararlanıldığını belirten Demircan, bu zafiyet üzerinden buzdolaplarının sıcaklıklarının 50 dereceye kadar yükseltildiğini aktardı. Güçlü IT departmanlarıyla birlikte çalışan bağımsız siber güvenlik ekipleri ve danışmanlarına sahip işletmelerin daha korunaklı olduğunu söyleyen Demircan, gerekli altyapıya sahip olmayan kurumların ise saldırılara karşı risk altında bulunduğunu kaydetti.
TÜRKİYE’DE SİBER SALDIRILARA MÜDAHALE EKİPLERİ BULUNUYOR
Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki kapasitesine de değinen Demircan, ülkede siber olaylara müdahale ekiplerinin yanı sıra Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi ve Siber Güvenlik Başkanlığının bulunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanlığına bağlı yapıların yanı sıra Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesindeki Siber Küme’nin de bu alanda faaliyet gösterdiğini ifade etti.

Türkiye’deki siber güvenlik şirketlerinin Siber Küme içerisinde yer aldığını aktaran Demircan, sektörde siber güvenlik komisyonları bulunan derneklerin de faaliyet yürüttüğünü söyledi. Bu yapıların yalnızca kendi kurumlarını korumaya yönelik çalışmadığını belirten Demircan, kamu ve özel sektörün yanı sıra ülke menfaatlerini korumak amacıyla da çalışmalar gerçekleştirildiğini dile getirdi.
Türkiye’nin siber saldırılara karşı hazırlıklarını sürdürdüğünü ancak hiçbir kurumun ya da ülkenin bu alanda yüzde 100 güvenli olamayacağını vurgulayan Demircan, siber güvenlikte her zaman yüzde 99 hazırlık seviyesinden söz edilebileceğini ifade etti.
Demircan, olası tehditlere karşı sürekli tetikte olunması, teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve kurumların siber güvenlik konusunu öncelikli bir mesele olarak görmesi gerektiğini belirterek, bu alanda nitelikli uzmanların istihdam edilmesinin önemine dikkat çekti.